Sayfalar

21 Ekim 2016 Cuma

DUR VE BAK

 

  Fotoğrafı özgürleştiren sergi logosuyla yola çıkan bu etkinlikten bahsetmek istiyorum.Bu etkinliği duymayan, görmeyen kalmamıştır artık diye düşünüyorum:) Bence gayet güzel bir durum bu çünkü İstanbul'a çok ama çok yakışıyor sokakların sanat kokması. Fotoğrafın günümüzde ki yeri şip şak ve her yerde, jenerasyon olarak 90'lılar bu konu da hala çekingen davranabiliyor, ne kadar bu işi yapmaya çalışsam da gençlerin bu konuda bizden daha rahat olduğunu görebiliyorum.
      Tabi ki bu sergi fotoğraf anlamında bambaşka bir pencere sunuyor sanat severlere .Hani anlamlı fotoğraflar vardır, buram buram yaşanmışlık kokar, bu sergi tam da öyle insana  zaman tüneli etkisi yaratıyor. Bunun en en önemli sebeplerinden biri de serginin yapıldığı alan. Zaten çok gitmek isteğim bir mekandı, açıkçası etkinliğe katılmamın ilk amacı bu mekanı görmekti, içerisin de ne olursa olsun gitmeliydim ki içeriği de bunu doldurur nitelikteydi.
      Adından da anlaşıldığı üzere saatlerce dur ve bak, saatlerce hikayeler kur fotoğraftaki insanları hisset, başka bir sergi derin anlamlar barındırıyor.Mekanı o kadar betimleyip adını söylememişim :D Ortaköy Yetimhanesi, efsane bir yer içeride mutluluktan uçup peri masallarında ki gibi hissedeceğiniz bir mekan değil tabi ki. Yurt ortamını bilen birisi olarak beni misliyle etkiledi iyi ki katıldım dediğim bir etkinlikti.
    Ekim kasım ayları boyunca çok güzel etkinlikler olacak takipte kalın birlikte sanata bulanalım. Bildiğiniz etkinlikler varsa ya da merak ettiğiniz yorum olarak bırakın. Fazla uzattım anlatmaya çalıştım fakat görülmesi lazım hala devam ediyor olması müjdesini vererek yazımı bitiriyorum.
  *31 Ekim tarihine kadar devam eden etkinliğin bir kaç noktada daha sergi alanı mevcut sitesinden ziyaret edip bilgi edinebilirsiniz.(http://www.fotoistanbul.org/)
  *Fotoğraflarım için @cekuubalum' teşekkürler
                                                                                                                                   Esen kalın..












Devamını Oku

10 Ekim 2016 Pazartesi

KAHVE FESTİVALİ



Selam..İstanbul'u geçtiğimiz dört gün kahve kokusuyla saran bir festivalde, bu yıl da yerimi alabildiğim için çok mutluyum ve festivale dair biraz konuşmak istiyorum.Öncelikle kahvenin son bir kaç yıldır hayatımızda ki yerinin nasıl değişime uğradığını fark etmeyen yoktur, önceden sadece türk kahvesi ve nescafe gibi iki çeşit kahveden ibaret olan evlerimiz ve kafelerimiz 3.dalga diye adlandırılan kahvenin bu sürecinden baya etkilendi.Bu dalganın başlangıcı 2002 yıllarında başlamış fakat ülke sınırlarımıza  ancak 2012 de girmiş, yine çok geç kalmış tabiki :) Peki bu dalga akımının temelini oluşturan değişken ne diye sorarsanız cevabı 'çekirdek'. Artık kahveyi çekirdeğinden itibaren kaliteli bir içim haline getirmek bu dalganın en önemli tarafı. Dünyaca ünlü baristalar, kahve demleme ustaları, bir birinden güzel kahve dükkanları, kafeleri gibi terimler çok fazla yer almaya başladı.Ben bu durumdan gayet memnunum, iyi yapılan her işin de destekçisiyim.Kahve benim için sohbet, bir mola anı ve kendimize verdiğimiz haz dolu bir ödül diye söyleyebilirim daha da fazlası olabilir tabi.
     Festivale gelecek olursak, benim ilki itibariyle takipte kaldığım nadir etkinliklerden biri. Galata'da  ki Rum okulunda düzenlenmişti birincisi, görsel açıdan iyi olan bir alandı ve tabi ki kahveyle tarihi bir yapıyı birleştirmek kötü olamazdı.Katılımcı sayısının artan bir grafik izlemesi festivalin giderek duyulmasıyla da alakalı tabi ama etkenlerden biri de bilet fiyatları. Yanlış hatırlamıyorsam ilki seans ücreti olarak 100TL idi! İkincisi Haydarpaşa tren garında gerçekleşti tek kelimeyle muhteşemdi, bilet fiyatı 50TL idi.Üçüncü Maçka Küçük Çiftlik Parkta gerçekleşti, bilet fiyatı 30TL idi. Fiyatların düşüşe geçmesi, talebin artması, etkinliğe katılan kahve markalarının artması, bunlar istatistik veriler bizim gibi katılımcılar için önemli olan günün güzel geçmesi ki verilen paraya değdiğini söyleyebilirim. Deli gibi kahve içmiyorsunuz tabi ki bu bir kahve içme yarışı değil kimse hayatında kahve içmemiş de değil böyle düşünen basit kafaları da şöyle bir sirkeleyelim ve kalan varsa anlatmaya devam edeyim.Tadım yapma, piyasa çıkan yeni kahve dükkanlarını ve çekirdeklerini tanıma, kahveye dair merak edilen pişirme ,demleme, tadımlama, iyi kahveyi anlama süreçlerine dair bir ortam.Yanı sıra güzel müzikler eşliğinde hediyelik stantları gezip bol bol tatlı tüketip çantalarımızda kahve kokularıyla eve dönme fırsatını sunan çok mu çok iyi bir etkenlik, nasip olursa katılmak, dördüncüsünü şimdiden iple çekiyorum..Çok uzattım eğer okuduysanız sonuna kadar teşekkür ederim bir kaç fotoğrafla kapatıyorum, sorunuz olursa yorum kısmına bırakabilirsiniz.
    Esen kalın..










Devamını Oku