5 Mayıs 2016 Perşembe

HİSSETMEMİZ GEREKEN ŞEYLER

   

                      Telefonun ve internetin çekmediği yerlerdeki ruh halimizi düşünebiliyor musunuz? Zaman çoğalıyor resmen ne yapacağınızı şaşırıyorsunuz çevrenizdekiler bir oh çekiyor sizin adınıza, duyabiliyorsunuz :) Peki bu durum neden böyle, neden kopamıyoruz sanallıktan? Kaç like'lık  yaşıyoruz bir günümüzü? Yaşadığımızı, o gün de ölmediğimizi ve çok mutlu olduğumuzu ispatlamak için kaç fotoğraf paylaşıyoruz? 
                   Bu durumu garip karşılayanlardansanız, buyurun dostlar meclisine... Bunları biliyor ve yapıyor olduğumuz gerçeğini kim yok sayabilir ki... Zamaneliğimizin ilk şartı bu gibi  neredeyse... Ben uzun soluklu şehir hayatı yaşamadım bu yaşıma kadar. Ailemden uzakta ve onların kırsalda olmasının avantajı mı dezavantajı mı, bilemiyorum. Ama ruhuma nefes aldırabilecek zamanları, onları ziyarete gittiğimde bulabiliyorum. Kalabalıklarda insan yozlaşıyor, tek düze olmaya tek düze yaşamaya başlıyor bence. Başkalarının gözüyle bakmaya, başkaların diliyle konuşmaya başlıyor...

            Tabii bunları ancak uzaklaştığımızda anlayabiliyoruz ve aslında ne kadar boşa olduğunu görebiliyoruz ama şimdilik emekliye ayrılma gibi planlarımızda yok :) "Fırsat değerlendirme zamaneliği" diyorum ben buna. Kendimi akışına bırakıyorum... Bana verilenlerin ve verilecek olanların tadını çıkarıyorum... Rüzgarı, bir görünüp bir kaybolan güneşi, su üzerinde kafasına göre takılan longozları hissedebiliyorum...  Ve mutluyuz!..




                  Memleketimi özlemişliğimin yanı sıra doğaya olan hasretliğimin  depreştiği bu gezimizde; bolca oksijen, bolca mangal kokusu ve yemyeşil olmuş ayakkabılar kaldı elimde ve sizlere aktaracağım bu post... Esen kalın!..

                     






















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Design : Blogger Tasarım